
Cumartesi, Kasım 06, 2010
Cuma, Kasım 05, 2010
nazıma şiir yok ama banuya var
değil neden
bir de iki kişinin konuşmasının akışkanlıkları üzerine:
-atınız hayırlı olsun
-topumuza
üzerime geldi.
Salı, Ekim 12, 2010
Perşembe, Eylül 30, 2010
Çarşamba, Eylül 29, 2010
Salı, Eylül 28, 2010
ve dedim: elbette deneyeceğim
noktadan önce yazdı
hangi harf yalnız
bilinmez ki o
burukluk diye geçer
cevza yılında
ey ben ölüsü
nasılım diye ağlar
asılır soru
ey sen pusu kur
sin denizi ıslaktır
aktığı yere
kırmızıysa gel
anlarsam bir toprak at
çiçekler açsın
insafa gelir
bir ontoloji çağı
çay içip biter
Salı, Eylül 07, 2010
haiku şenlendirici
diye bir baharda ben
sevmiştim haiku
boşbakışsız zen
kedisini kendine
değişir elbet
çetede zeybek
döndürürken dördüncü
katil ölür
dublin demek
ezbere bir sarışın
sevmektir yolda
orta şarkta ol
büyükdüşünür sen gel
istanbulda öl
içimdeki tüm
japon ölüleri kalk
oğlum savaş
sabah namazı
mintanına denk bir büyü
bozmuş ilimde
Pazartesi, Ağustos 30, 2010
Çarşamba, Ağustos 18, 2010
bir şaheser şahlanıyor aman
volkswagen yapana kadar en iyisi bu.
izleyemeyenleri de cennetine gönder yarabbim.
Pazartesi, Ağustos 16, 2010
Pazar, Ağustos 15, 2010
Cumartesi, Ağustos 14, 2010
şaşaalı şaşırtmaca
sıfır saniye nin ne olduğu hakkındaki septik yaklaşımlardan x tanesinin burada anlatılmak isteneni şey müddetince oluşan süresiz his. yani bu çarpılmış sıfırlarla ortaya çıkan yerçekiminin tersten kurgusu.
Cuma, Ağustos 13, 2010
Çarşamba, Ağustos 11, 2010
kültür kusmuğu
anti isimler : da, vincent, picasso, salvador, gog, dali, lisa, pablo, vinci, leonardo, buda, van, mona
hiçbir şey herhangibir kitabın herhangi bir sayfasında karışmış bulunmaktadır. önce ters kuruluyoruz:
sonra isimler toparlanmışlar bir karara varmışlar. kendimizi nasıl yanlış hatırlatıp bu hafıza yükünden kurtuluruz demişler. leonarda da vinci ellerimle kendimi attıracağım demiş tutmuş mona lisa yı kurmuş. buda ise şimdi değilse bile bir gün mutlaka karşılacağızdır demiş(gülümseyerek) ve elim günün gelmesini beklemiş.picasso durur mu o da ismimin bir harfini atıyorum dali demiş gel bana ön ayak ol. bu duruma işkillenen leonardo vincent van gogh a bu sular ki dinin temeli gibi eksik bir laf etmiş bunu duymaya dayanamayan çıldırının anaforundaki gogh(çünkü güneş iyi) akıllara taş çıkaran bir hareket çekmiş.
her şeyden münezzeh bu hikaye burada bitiyor.
ve sanıyorum deklanşörler o günden sonra doğruyu gösteremeyecek.
umarım yüksek sesle okumuşsunuzdur. ithafen.
Salı, Ağustos 03, 2010
hadi gene yap
müjganla ben ve unuttuğumuz herşey
kisvesine yanık ve duyamıyorum lirik
yüksek uçan kuşların hikayeyi bitirdiği
bildiğimiz prensküçük ve tüm çiçeklerimiz ölü
pencerede hesaplı birkaç saksının
özlemekle uzaktan ilgisi
bindiğimiz ulaşım araçlarından ibaret
bozuluyor musun nurettin bak bu arabesk
hepsi senin için
Pazartesi, Haziran 28, 2010
Cumartesi, Haziran 05, 2010
giderayak*
-koparttığım kahkahaları vedalaşırken ellerine bağlayamadı karı-kocalar o yüzden.
-bu aslında acıklı komedi,sarılmanın endişesi.yine de her camda vuku bulan ay yıldız birleşmesi seni memnun ediyor olmalı.
(bildiğin diyalog oldu)
-olamadığım çocuk seslerini çekerken kulağımdan, bağcıklarımı bağlar çeker giderim bu vagondan
(bildiğin redif oldu)
-fakat dikkat et, pişmaniye pişman yenen bir yemektir.bu güzelim vagonu sevindirmeye gelmiş şu pişmaniyeci şimdi sahiden yaşadı mı patron?
-bak şimdi, sahici her ölümlü gibi geri gelecek ,gözlerimizi 3-5 kere ona çevirmemizi isteyerek.
-üç kere geri geldi.ben bu defteri onun gözüne sokmayı isteyerek izledim.fakat vay anasını her ölümlü kadar ahmak. özürdilerim ama trende insan gerçekçi oluyor.
-çorap ve izinsiz bel dayamaları özlenen ev provaları olduğu içindir.
-şimdi bakarsak gece gelin gibi süzülüyor aslında, ama yüzünü koltuğuna geçirmiş uyuyor adamın biri.yani adamın birinin gözleri dolmuş, kulakları taksi.
*bütün nişanlananlara da gelebilir fakat bildiğin iç anadolu
yirmiikimayıs10'
Salı, Haziran 01, 2010
rüya bilmecesi bir
(onikitemmuz 09')
*canım ben(im)
Pazar, Mayıs 30, 2010
Cumartesi, Mayıs 29, 2010
Salı, Mayıs 25, 2010
Çarşamba, Mayıs 19, 2010
bonzai şarkısı
ışınmısın nesin sen canhıraş ahenk
vay efendim topraktan mı bitmiş
bunca yeşil bunca göz bunca tüfek
olur dedim kim demedin mi ah güzelim denk
kaçanmısın ellerimden kolpalanmış engerek
vay efendim saradan bir nöbetmiş
açınca ölüm açınca kaçın açınca sek
portakal dedin hani demedim mi ha güzelim birtek
ağaçmısın değilsin sen olmaz meyvenden kek
vay efendim çoktan mı seçmekmiş
olunca makul olunca karun olunca bek
yaseminler kafa açtığı zaman
bu bir deneme olsun mu
güldünüz mü?
Salı, Mayıs 11, 2010
bir internet türküsü
modemimizi kırdık çünkü.
pembe ellerinde bitkiler. gitmesi gerekiyor bu yüzden.
burada, 13 14 nolu koltuklarda
paramızla rezil oluyoruz diye güleceğimiz tutuyor.
oysa gülünecek nesi var bunun?
feza iletişim-salonumuz klimalı
Çarşamba, Nisan 28, 2010
Cumartesi, Nisan 10, 2010
ekmekçiye naptığımızı herkes öğrenecek
arkadaş, malzemeyi de kursağımızda bıraktın hem kendini mi yaktın o fırında.
şapkan düştü yerlere.bak biz içinden sirk çıkardık sadece sana. o kapıyı kapadığın gibi açsaydın bir hışımla ayaklarının önüne bir sirk bırakılmış olacaktı. fakat sen de nadide bir çiçekmişsin
çok yüz kaybetmişsin(her ekmekçi gibi) be abicim.
şimdi sonsuza uzayan mavi arabalar. şimdi elinin pasıyla azıyor toprak. şimdi egzoz sana yazım yanlışı yapmış be çiçeğim. şimdi berberler saçını uzatmış.şimdi bizim merdiven başlarında ümitkesen boğazıyla kurduğumuz kanal.
hiçbir ekmekçi bu kadar sevilmiş midir abiler.
hiçbir fikri bu kadar özlenmiş midir ya da
cehenneme merhaba
Cuma, Nisan 09, 2010
unutulan her şey kimi hatırlatır?
sen kimin şiirini yazdın reşat ,mecalin var mı şimdi yaradanda?
geç kaldığını buluyorum yoksa ölümünün rabbini mi?
bak kılıcını okuyorum sözümü çiziyorum sonra kalu bela
ben annemi yaşatıyorum reşat, mecalin var mı şimdi yaradanda?
sen kimin içinden çıkmak istiyordun reşat, mecalin var mı şimdi kadında?
ve bu içimdeki döktürülmüş erkeğin karşılıksız şiiri mi?
bak kılıcını saplıyorum ismini çiziyorum sonra doğmamış kızlarımın
bütün erkek çocukların adı reşat,mecalin var mı şimdi kadında?
yoksa şiirini rahatsız mı ettik?
Perşembe, Nisan 08, 2010
piramitlerin olmadığı şehir
Çarşamba, Nisan 07, 2010
Salı, Nisan 06, 2010
bu şiirde kaç mandal var?
asabiyet iştah da açar şiir de
unuttuğun bir yazdan koptun da mı geldin.
-
nehre zulmetmişsin, ellerin mi uzamış
bize hak geçiyor şimdi avrat, yoksa bir at mı?
-
gibi kızlar gibi fettan gibi olamadık bir kavis ellerde
biçilmiş kaftan giymemiş gözlerden kaçtın da mı geldin.
-
suya sözetmişsin, dillerin mi uzamış
bize olmadık ağaçlardan papağanlar ötüyor şimdi avrat, yoksa bir at mı?
-
dokulu bir yüzde en reel bir çerçeve
mabeyn bir odadan geçtin de mi geldin
-
terk-i terk etmişsin, gidişin mi uzamış
bize tersinden bir şiir yazıyorum şimdi avrat, yoksa bir at mı sandın?
Cumartesi, Nisan 03, 2010
bot-pori
yankılandı sesim apartımanda.
sonra çıktık gittik evden
aslında ekmekçiyle biz evvelden
kuruş alıp verirdik,o şimdi ölü
mü? bebeğe mi gitti acaba?
hani beraber gidecektik?
ulan dedim bana bu yapılır mı?
bakılır mı üsküdar da her pembe giyene
yol vermenin her fiil anlamıyla derinden
üzülüyorum ben böyle gece gece gitmeden.
ya ben manyak mıyım? söyle canım hassas mıyım?
çimenleri işin içine katar mıyım?
-oldu zamanında.
sonra adamlar kaydı adamların elinde tasmalar
ki hepsi rezil aslında benimkisi bir köpek takıntısı
döndük geldik eve, yolda bişeyler olmuş.
ağzından bir küfür gibi çıkıyor bütün isimler
baktım diğer merkezim zaten yoktu yerinde
cantık dedim ağzıma türkçeden kusmaya başladım
bu cümleden sonra herkes ağlayabilir.
buralara bir sigara
Perşembe, Nisan 01, 2010
ayakbağı
-bella lütfen! kaderimi teskin etmeme izin ver.
-olmaz maykıl bende de yok.
-herşey karışabilir bella. canımın istediği şeyleri diyemem sana. öyle ki yakışabilir suskunluk.
-ve gözkenarlarımda ateştoplarından üzülebilir birbazıyerler yanaklarımda.
-o halde sataşabilirim her cümlenin sonundaki iyelik ekine. bak kardeş türküler çalıyor hala.
-ve çeşmebaşı güzellerinden, üvey damatlardan, kangövdeden bahsettiklerine inancım tam.benden değil.
-bella lütfen! korkunun ezele faydası yok.
-belki ömer e vardır ha?
-yani ömer mi bağlıyor artık ayakkabını senin?
-bu kimseyi bağlamaz ama ayaklarımdaki dengeler değişti artık.
-dengesiz bir yağmura tutulursunuz inşallah.
-dumkofun etimolojisine başlatma şimdi lütfen ve maykıl lütfen.
-evimden bir ses yükseliyor şimdi sana : 'norgunk'
-olamadım şimdi sana karşı duygusuz maykıl
-sen ne evet ne hayır türküsü yakarken ben de senin saçlarını yakabilirim bella
-ama ben saçlarımı uzatıyorum sen de konuyu.
-tamam o zaman yine gel aklıma.
Salı, Mart 30, 2010
ayaküstü
-günlük yazmayı öğreniyorum kardeşim ayşe'den.
-ben de ayşe yi öğreniyorum bazı günlüklerden hacı.
-mühim olan öğrenilecek ayşelerle ağlanılacak ayşelerin çarpım tablosu hacısaffet.
-yani bana matematikten bir 'malzeme' çıkarsa bakışlarıyla kalan denklemi çözemeyiz miyiz?
-derecesini şapkasında taşıyan herkesle hayır.
-o şapkaya bir şiir daha ekleyemem artık gibi geliyor bana.
-o zaman ekim akımlarına katılırsın.ya da dünyanın dört bir yanından gelen yalancılarıyla takılırsın. ekip-biçme,edip kaçma dünyası.
-bir de edip cansever siyasi görüşüne katılırken bizi üzen fotoğraflarda yakışıklı çıkma zorunluluğunun canına yanayım.
- dünya nimetleri pişman olurlar mı bir gün bu mart menekşelerini koklamadığına? şimdi fik. frikik olur.
-o zaman çekilelim yoldan fiktir olup.
-şiirin edilgenliği üzerine birşey demeden gitme hacı.
-bu fiillerin kurbanı olduğum gibi odamdaki filleri de güneşe tutuyorum hacı, boşversene.
-yalnız bir kovboy musun yoksa anam? kazancı bedih ler kovalasın seni.
-gülersek düşeriz diyeceğim hem ayağımda mp(marka olan) yok.
-kıyak bloglar, görünmez kuşlar ve gaybana ekmekçi bizi etkin bir yanardağ kılmasın mı.eyvah(babam!)
-hafife almayalım ihtimal kelimesini sonra bayırdan aşağı tekme tokat.
-olur ya bir inme iner.belki kuyuya düşersin.ha
-o değil de. şimdi ben bu konuşmadan kimin ne kadar anlamayacağını düşünüyorum da , kulaklarım kızarıyor.
-zaten ar damarı da alından geçiyorsa bize kakül yakışır hacı. makas de.
Pazartesi, Mart 29, 2010
üsküdarca ihe
Ben ekmek yerdim, poşet bedavaya gelirdi
Yakışıklıydın da uzaktan bir sesin vardı ekmekçiydi
Koşar adım bana gelirdin ben bayırdan aşağı
Yürürdüm, ekmekleri senden sonra süpürdüm
Araban da vardı, ben rengini sen sandım
Bebek’te deniz vardı, içimde ekmek teknesi
Kafan vardı ne güzel kafan
Uzatırdın kapıdan önünde yok bir menekşe
sen ne model sigara içiyon, ben develi
küfrümün üzerine bir de kervan eklemeli
mağaralı ibrahim seçiyor gömleğinin rengini
bilmez miyim sandalyede oturmanın keyfini be ali.
Pazar, Mart 28, 2010
ayakaltı
her gün birçok öğün aşağılık ölüm üzerine yemin ederim.
yemin ederim siyah kurdeladan ölen kimse görmedim
ve asasını çeşitleyen peygamber zamanları
hatıratıyla herkes birelif ve dalyeşil uzar.
kamunun türkçeye ölüm çevirilerini listelersek
şehbaz müdahelesi hepimizi kıracaktır
sakinlik kan akıtır, sakinleşelim.
hem yarattıkça kırılan tanrısal tehlikesi
hem kuşboyunca sahibi kahır üreten sesin
ile dövüşmeye poşetlerle başlamak
poşetlerle yüzlerimize kalkışmak üzerine devam edelim.
-
mahalle delikanlıları denize doğru üzülürler.
-
her sahipsiz ses kendi için bir etiket beğensin
ve ne olur önden buyursun